Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar Biz mi...
Bir Eylül günü… Susmak için yazıyorum bu sefer… Şehrin ortasında kalan yanımdan bahsediyorum… yani, senden, yani bizsizlikten çoraklaşmış kelimelerimden… Yani buruşturulmus kirli bir peçete gibi burusturdugun adımdan, yani sevdama...
Görenler kendini beğenmiş sansın, Sen böyle havalı pozla güzelsin. Varsın âşıkların bıksın usansın, Sen böyle cilveyle, nazla güzelsin... Göz göre gelince aklım şaşıyor, Yüreğim koşmaktan yorgun düşüyor, Sığmıyor gönlüme aşkın...
”Telgrafın tellerini kurşunlamalı” Öyle değildi bu türkü bilirim Bir de içime -Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen- Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar...
Şimdi sen Su olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok... Tükenmez... İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister...
Sevdigim ellerde nazın çekilmez, Olurya usanıp bıkarlarsa dön. Sohbetin dinlenmez kahrın çekilmez, Olurya gönlünü yıkarlarsa dön. Yalan sözlerine inandıkların; Riyakar yüzüne aldandıkların; Birgün...
Güldüğün her yerden gül biter sanma Sen beni ilk defa yaralamadın Ben sana kul köle olurdum amma Sen bana bir günlük yar olamadın...
Aşktı o! Değiştiren tüm gecelerimi Aşktı o! Beni durup yenileyen Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi Oydu, dolu dizgin gidişime dur diyen Bir bıçağın keskin yüzünde...
Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi Neydi çekip kendine, beni bağlayan Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan Elleri ta içimde o dev miydi Etime bir alev...
Ben acılar denizinde boğulmuşum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o...
Kaderde senden ayrı düşmek te varmış Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim.. Seni tanımadan Hele seni böyle deli divane sevmeden Yalnızlık güzeldir diyordum Al başını, kaç bu...
Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini. Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter...
Gönül tecelligah olduktan sonra Göze ne gerek var göze be dostum Sükut lehçesini bildikten sonra Söze ne gerek var söze be dostum Aradığın sende düşme telaşa Güvenip aldanma toprağa taşa Beytullah...
Dünya kirletilmişse, Üstünüze sıçramış Bir şey vardır mutlaka. Benimki aşktan bir leke, Kazındıkça kendini temize çeken Gizlice. Sürtündükçe kıvılcımlar saçan Çakaralmaz renk cümbüşü işte. Ya sizinki? Ben vazgeçmeler ustasıyım. Reddedemem önerinizi, Paylaşalım elbette: Lekeniz sizde...
Yad elden yanıma çağırdım seni Gelmek istiyorsun bırakmıyorlar Rüyada, mektupta albümde seni Bulmak istiyorsun bırakmıyorlar Umutlar hayaldir acılar gerçek Çileye muhkumsun, kim ne bilecek Ya bir kuru selam, ya bir top...